Ana içeriğe atla

KRİTİOS OĞLANI



KRİTİOS OĞLANI

            Arkaik dönemin kuros figürlerinden de görülebileceği gibi, Yunanlı heykeltraş artık inandırıcı bir insan heykeli yaratmış, vücudun bölümleri iyice anlaşılmış, birbiriyle bağlantısı çözümlenmiştir. Bundan sonraki adım bu hareketsiz figürü hareket içinde gösterebilmektir. Atina Akropolis’inde bulunan ve Pers istilasından az önce M.Ö 480’de yapılmış olan Kritios Genci adlı heykelde vücuda belirli bir hareket verilmiştir. Bu aslında Arkaikten Klasiğe bir geçiş dönemi heykelidir çünkü burada artık yüzde arkaik ifade yoktur.
            Heykeltıraşın adından dolayı Kritios Genci denilen heykelde baş hafifçe sağa dönüktür. Omuzları ve göğsü cepheden verilmiştir ama böğrü artık simetrik değildir, öndeki bacağı arkadaki bacağın daha ilerisinde ve daha aşağıdadır. Ağırlığı arkadaki sol bacak taşır. Vücudun eksen çizgisine bakıldığında bunun düz dikey bir çizgi olmayıp, hafif bir S (ya da ters S) kıvrımı oluşturduğu görülür. Böylece binlerce yıl sanatta uygulanan frontalite ve simetrik yapı sona ermiştir.
            Rönesans’dan beri “Contrapposto” adı verilen bu rahat ve gerçekçi pozda vücudun bir bölümü diğer bölümünün karşıt yönüne dönüktür (genellikle kalçalar ve bacaklar bir yöne, omuzlar ve göğüs diğer yöne dönüktür); vücudun ağırlığı bir bacağa yüklenmiş olup, bir bacak gergin diğeri ise hafifçe bükülü ve rahattır. Bu pozda bir heykel pek çok yönden görülmek üzere tasarlanmış serbest bir heykeldir.


Kaynakça:
1- Boardman, John, Yunan Sanatı, İstanbul, 2005.
2- Boardman, John, Yunan Heykeli Klasik Dönem, İstanbul, 2005.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOR DÜZENİ

DOR DÜZENİ MİMARİ ELEMENLARI ( YUNAN KÖKENLİ)             M.Ö. 7 ila 5. yy arasında örnekleri görülen tapınaklar Yunanistan, Güney İtalya, Sicilya ve Anadolu’da yapılmıştır. Başlangıçta ahşap mimari, sonraları taş mimariye geçilmiştir. Taş mimariye geçişin ilk dönemlerinde de çatı ahşap olarak yapılmıştır. Krepidoma: Üç ya da daha fazla sayıdaki Krepis adı verilen basamaklardan oluşur. Stylobat: Sütunların ve Cella duvarlarının üzerinde durduğu tabanın döşeme yüzeyi. Dor Düzeninde sütunlar doğrudan Stylobata yerleşir. Sütun kaidesi yoktur. Sütun: Dor Düzeninde sütun gövdesi genellikle kasnakların üst üste konmasıyla oluşur. Sütun alt çapı üst çapından daha büyüktür ve dolayısıyla sütunlar yukarıya doğru incelerek yükselir ve ortalarda bir şişkinliğe sahiptir ki, buna Enthasis denir. Gövdedeki yivlere Kannelur adı verilir ve bu yivler birbirleriyle kesişirler. Sütunun yüksekliği sütun alt çapının katlarına bağlıdır....

İON DÜZENİ

İON DÜZENİ MİMARİ ELEMANLARI ( ANADOLU KÖKENLİ)               Antik mimarlıkta kullanılan düzenlerden biri olan İon Düzeni, Anadolu'nun batı ve güney batı kıyılarında kullanılmaya başlanmıştır. İon Düzeninde Dor Düzenindeki gibi kesin kurallar söylenemez. İon Düzeninde belli yerlerin kendilerine özgü bazı özellikler gösterdiği görülür (Adaların özellikleri gibi).              Bu düzen M.ö. 6. yy civarında örneklerini vermeye başlamıştır. İnşasında temelden Krepidomaya kadar olan bölüm Dor Düzenindeki şekilde yapılır. Krepidomada basamakların alt kenarları hafifçe yontularak gölge ışık etkisiyle Dor Düzenindekinden daha plâstik bir görünüş kazanmıştır. Krepis sayısı da genellikle sayıca fazladır. İon Düzeninde sütunlar doğrudan Stylobata değil, bir kaideye otururlar. Sütun kaidesi yatay silmelerden meydana gelir. Kaidedeki yatay silmeler ile gövdedeki yivle...

HİTİTLERDE RİTÜELLER, BAYRAMLAR VE ŞENLİKLER

HİTİTLERDE RİTÜELLER, BAYRAMLAR VE ŞENLİKLER Tarihin her dönenimde, toplumlar için önemli bir   dini olgu olan ritüeller, bayramlar ve bunlar   için düzenlenen şenlikler, toplumdan topluma farklılık göstermiş ve kültürel değerlerin oluşmasında önemli rol oynamıştır.   Adeta bir kültür mozaiği olan Anadolu’nun tam kalbinde M.Ö. 2. Bin yılda geniş bir coğrafyada devlet kuran Hititler, çevresinde bulunan birçok kavmin kültürel özelliklerini bünyesinde toplamıştır. Hititler gittikleri her yerin tanrısını onların lanetini almamak amacıyla panteonlarına katmış ve sonunda bin tanrılı halk olmuşlardır. Hitit çivi yazılı metinlerinde kendilerinden   “ Bin Tanrılı Halk” olarak bahseden Hititler, fethettikleri yerlerde ki   kutsal sayılan tanrı ve tanrıçaları da kendi panteonlarına dahil ederek hem toplumsal   hem de dinsel bir bütünlük sağlamışlardır. Hititler panteonlarında yer alan, tanrılarına karşı görevlerini onların tapınaklarını ziyaret ederek, z...